Marka Hikayesi
SoBrandy, kurumsal dünyanın o birbirine benzeyen, mesafeli ve fazla "ciddi" cümlelerine tatlı bir itiraz olarak doğdu. Yılların tecrübesiyle aklımızda oluşan tek bir soru vardı:
"Daha iyisini ve çok daha sahicisini nasıl yaparız?"
Yola çıktığımızda sadece bir iş kurmuyor; içinde kendimizi bulabileceğimiz, samimiyeti elden bırakmayan ama kaliteden de ödün vermeyen bir oyun alanı tasarlıyorduk. Tabii hayatın kendine has mizah anlayışı tam o noktada devreye girdi. Biz "Hadi başlayalım!" derken, kendimizi kısa bir süre bekleme salonunda bulduk.
Ama bu süreyi durarak değil, markanın tarifini en doğru kıvama getirmeye çalışarak geçirdik. İsim ararken tek bir kriterimiz vardı: Zamansız ve sınırsız olması.
SoBrandy ismi tam da bu arayışın sonunda doğdu. Daha ilk günden, sadece bugünü değil, gelecekteki hayallerimizi de taşıyabilecek kadar güçlü hissettirdi. Şimdi geri dönüp baktığımızda, o "zorunlu molanın" aslında en büyük şansımız olduğunu görüyoruz. Stratejilerimiz demlendi, ekibimiz kenetlendi ve SoBrandy kendine has ve ne yaptığını bilen bir sakinlikle, aradığı kimliğine kavuştu.
Bugün çizgimiz oldukça
net:
- Sadece "yapmış
olmak için" yapılan işlerle aramıza nazikçe bir mesafe koyuyoruz.
- İnsanı ve emeği
merkeze almayan hiçbir projede heyecanlanmıyoruz.
- Bizim için başarı,
sadece biten bir proje değil; o süreci ne kadar keyifli ve gerçek
geçirdiğimizdir.
- Yerel bir heyecanla
başladık ama evrensel bir dille konuşmayı seviyoruz. Kendimizi,
yaptığımız işin niteliğiyle ifade etmeyi seçiyoruz. Çünkü biliyoruz ki; gerçek bağlar kurduğumuz sürece bu hikâyede hepimize
yer var.
Bu yolculuk insana nasıl bir değer katıyor?